Kimse duyarsızlaşmayı narsis kişilerin çocuklarından daha iyi bilemez. Büyürken dünyamız ciddi şekilde sınırlıdır. Ebeveynlerimizle olan ilişkimiz, yaşamımızın temel taşlarını oluşturur ve henüz bu ilişkileri değerlendirecek araçları geliştirmemişizdir. Çocukların saf dünyasında, ebeveynlerinin sevgisi ve ilgisi birer yaşam iksiridir.
Çocuklar, birer narin çiçek gibi, sevgi ve ilgiye muhtaçtır. Ebeveynlik rolü yanlış ellere geçtiğinde, bu çiçekler solabilir ve dünya karanlık bir ormana dönüşebilir. Örneğin, narsisizmi ele alalım. Kendi çıkarları peşinde koşan bir narsist ebeveyn, tüm aileyi duygusal ihtiyaçları etrafında düzenleyebilir, çocuklarını ihmal edebilir ve onları farklı ve karmaşık şekillerde yaralayabilir. Narsist ebeveynin gölgesinde büyüyen çocuklar, genellikle duygusal fırtınalara maruz kalır ve ruhları yara alır.
İstismar edici davranışları belirlemek ve tanımlamak, insanlara bu davranışları aşma gücü verir. Çocukluğunuzu narsist bir ebeveynin gölgesinde geçirdiyseniz, aşağıdaki işlevsiz ebeveyn-çocuk dinamiklerinden en az biriyle özdeşleşebilirsiniz.
Örneğin, altın çocuk akademik olarak başarılı olduğunda, ebeveynleri onu göklere çıkarır ve başarılarıyla övünür. Ancak hata yaptığında, orantısız bir şekilde cezalandırılır, alay konusu olur ve sevgiden mahrum bırakılır. Bu durum, çocuğun iç dünyasında derin yaralar açar.
Eğer bir kardeş gezi sırasında kalabalığın içinde kaybolmuşsa, günah keçisinin dikkati dağılmış ve elini bırakmış olmalı. Günah keçisi bir okul öğretmeni tarafından orantısız bir şekilde cezalandırılıyorsa, kötü muameleye maruz kalacak bir şey yapmış olmalı. Günah keçisinin dünyasında kazanmak yoktur.
Kayıp çocuk, genellikle onay, bilgelik ve destek için aile dışına yönelir. Ebeveyniyle nadiren iki yönlü bir diyalog kurabildiği için, yaşamını tek başına bir yolculuk olarak algılar ve bu da yetişkinlikteki ilişkilerini olumsuz etkiler.
Klinik Psikolog Ömer Kurt
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim