İletişim Bilgilerini Görüntüle
etiler en iyi psikolog
en iyi psikolog

Hep Sınırda Yaşamak: Borderline Örüntülerle Bir Hayat

  • Anasayfa
  • Blog
  • Hep Sınırda Yaşamak: Borderline Örüntülerle Bir Hayat
Nişantaşı psikolog
Bakırköy psikolog

Hep Sınırda Yaşamak: Borderline Örüntülerle Bir Hayat

emdr


Bazen hayat bir tiyatro gibi gelir. Ama sen sahnede değilsin; sahne sürekli yıkılıyor, dekor değişiyor, replikler unutuluyor. Sanki biri senin yerine karar veriyor, biri senin yerine sevmiyor ya da senin yerine terk ediyor gibi. İşte borderline örüntüleri olan biri için hayatın ritmi tam olarak böyle…

İlişkiler: Aşkla Yıkılan, Terkle Kapanan

Birini çok seversin. Delice. O kişi senin her şeyindir. Ama o kişi bir mesajına geç cevap verdiğinde… kalbinin içinden bir şey düşer. Ya da bir tartışmada, “Beni hiç anlamıyorsun” dediğinde, senin içinde tüm sevgi yerle bir olur.

Çünkü borderline yapı için sevgi ya vardır ya da yoktur. Ya siyah ya beyaz. Arası yok. Gri bölgelerde kalmak mümkün değildir. Bu yüzden insanlar da ya melek ya şeytan olur gözünde. İdealize edilirler… ve sonra, en küçük kırılmada yerle bir edilirler.

Sevdiğin kişi seni terk edecekmiş gibi gelir hep. Bu yüzden ya sen ondan önce terk edersin… ya da kalmak için kendinden ödün verirsin. Bir sınırda yürürsün; hem kalmak istersin hem de kaçmak.

Aile: Aidiyet mi, Tuzak mı?

Aile kavramı senin için tuhaf bir çift yönlülük taşıyabilir. Bir yandan, içinden çıkamadığın bağlarla örülüdür; diğer yandan, seni hep eksik bırakan bir kalabalıktır.

Çocukken belki çok sevilmedin ama çok kontrol edildin. Ya da çok sevildin ama kim olduğun görülmedi. Bazen anne, bazen baba… bazen kimsenin seni anlamadığını düşündüğün o an… hepsi bugünkü öfkenin izlerini taşır.

Aileye kızarsın ama özlersin. Özlersin ama görüşmek istemezsin. Görüşürsün ama tahammül edemezsin. Çünkü hiçbir duyguyu “sakin” yaşamak mümkün değildir. Ya hep ya hiç. Ya tamamen bağ kurmak istersin ya da sonsuza dek kopmak.

İş Hayatı: Bir Gün Kahraman, Ertesi Gün Hiçlik

Sabah işe hevesle gidersin. “Bugün her şey farklı olacak” dersin. Ama öğleden sonra bir mail, bir bakış, bir konuşma… bir şey olur ve artık oraya ait hissetmezsin. Hemen iş değiştirmeyi düşünmeye başlarsın. Ya da istifa etmek için bahaneler ararsın.

Çünkü borderline örüntüye sahip biri için süreklilik dayanılması zor bir şeydir. Aynı yerde kalmak, aynı insanlarla olmak, aynı rolü sürdürmek… içindeki boşluk duygusunu daha da derinleştirir. Bir şey değişmeli, bir şey kopmalı, bir şey başlamalıdır. Hep.

Ama yeni işler de eskisi gibi olur. Heyecan başlar, bir kırılma olur, sonra düşüş… Yine aynı döngü. Aynı dalgalanma.

Okul Hayatı: Başarıyla Cezalandırılanlar

Okulda başarılıysan bu bir tuzaktır. Çünkü başarı seni görünür kılar. Ve görünür olmak savunmasız olmaktır. İnsanların senden beklentileri artar, senin kaygıların da.

Ama başarısızlık da seni içten içe yer. Çünkü o zaman kimse seni önemsemez gibi gelir. Ve böylece yine uçlarda kalırsın. Ya başarıyla kendini ispat etmeye çalışırsın ya da başarısızlıkla kendini cezalandırırsın.

Her durumda yalnızlık kaçınılmazdır. Çünkü en büyük mücadele, dışarıyla değil, kendi içindeki fırtınayladır.


Peki Neden Böyle?

Çünkü özne henüz kendi benliğini sağlamlaştırmamıştır. “Ben kimim?” sorusu, dış dünyanın tepkilerine göre her an yeniden şekillenir. Sevildikçe değerli, terk edildikçe hiç. Beğenildikçe var, eleştirildikçe yıkılmış.

Sınırda yaşamak, aslında bir varoluş sancısıdır. Hem görünmek istenir, hem de görünmekten korkulur. Hem sevilmek arzulanır, hem de sevilince terk edilme korkusu büyür.

Ve belki de en önemlisi şu: Duygular çok gerçek, çok güçlü, çok derindir. Ama onlar da tıpkı insanlar gibi: Bir gelir, bir gider. Ve kişi her seferinde, “Bu sefer gerçekten yalnızım,” der.


Son Söz

Eğer hayatı böyle yaşıyorsan… unutma, bu karmaşa senin suçun değil. Bu, seninle birlikte büyümüş ama sana ait olmayan bir yük. Bu yük hafifletilebilir, anlamlandırılabilir, dönüştürülebilir.

Ve belki de en kıymetlisi şu: Sen, duygularının esiri değil; onların taşıyıcısı olabilirsin. Yeter ki onları bastırmak yerine, duymayı seç. Çünkü bu hayat, o kadar da siyah beyaz değil.

 Psikolog Ömer Kurt

TASARIM ve KODLAMA : YRC Bilişim