Cinsel isteksizlikte fiziksel ve psikolojik faktörler yer almaktadır. Cinsel isteksizliğin yüzde 1 i fiziksek olabilirken yüzde 99 u psikolojik nedenlere bağlıdır. Tedavi için: yanlık ve eksik bilgiler düzeltilir. Cinsel yeni bir bakış açısı kazandırılır. Aile içi problemleri varsa aile terapisi verilir. Tüm cinsel sorunların çözümünde olduğu gibi bu konuda da cinsel terapi veren terapistin tecrübesi ve bilgisi son derece önemlidir.
Çocuklar genelde ebeveynlerinin ruh haline göre davranır ve hislerini ona göre değiştirebilirler. Yani siz mutsuz bir evlilik içinde iseniz çocuğunuzun çok mutlu olmasını beklemeyin. Maske takıp mutlu gibi görünmeye çalışsanız bile başarılı olamayabilirsiniz. Çocuklar genelde bir çok şeyin farkındadır ve bu yüzden bunun en mantıklı yolu çocuklarınızla konuşmak olacaktır. Veya evliliğinize devam etme kararı almışsanız bir çift terapisi almanızı tavsiye ediyorum.
Öz-değerin zıttı değersizliktir. İş kaybı, boşanma veya maddi zorluklar gibi durumlar hızlı bir şekilde kişinin bunalımına neden olabilir. Bunlar gibi olumsuzlukları birbiri ardına yaşayanların, değersiz hissetmeleri hayatlarının herhangi bir anlamı olup olmadığını sorgulamaları muhtemeldir.
Depresyon, kaygı-anksiyete, stres, keder, kayıp ve yas gibi altta yatan koşullardan kaynaklanması da muhtemeldir. Bunlar basit olaylar değil ve tek başına atlatmak zor olacaktır. En sağlıklı yolu terapi almak olacaktır.
Bağımlılık tanısı hemen konulmaz. Sorumluluklarını yerine getiremiyor, sinir krizi ve öfke nöbetleri geçiriyor, dışarıya karşı kendini kapatmış ve dahası en iyi hissettiği yer kendi odası ise bu şüpheler büyür. Bağımlılık tehlikesini düşünebilirsiniz. Bu problemi kendiniz çözmemelisiniz bir uzman yardımı almalısınız.
Kıskançlık bir kişilik örüntüsü yani mizaç yapısı olabilir. Aşırı kıskançlık ve devamında gerçeğin dışında senaryolar oluşturuyorsanız patolojik bir durum da olabilir. Nevrotik bir kaygı durumu gibi. Bu durumdan dolayı tepkiler alabilirsiniz ayrıca ilişkilerde problemler yaşayabilirsiniz.
yrılığın kaçıncı günü veya kaçıncı haftasındasınız bilemiyorum. Fakat ayrılığın ilk zamanlarını yaşıyorsanız bu düşüncelere çok normaldir. Bu yoğun düşünceleriniz 2 hafta boyunca devam edebilir ve sonrası yavaş yavaş normale dönecektir. 2 haftadır aynı şiddette devam ediyor ve azalmıyorsa ayrılık sonrası depresyonunu ağır atlatıyorsunuz diyebiliriz. Bu sürecin daha uzun sürmesi iş/okul veya sosyal ilişkilerinizi negatif etkiler. Ayrıca kaygı, takıntı durumlarını devamında getirebilir.
İnsanların çok büyük çoğunluğu annesini sever ve değer verir. Ancak yukarda bahsettiğiniz semptomlar daha çok ayrılma anksiyetesine benziyor. Kendi dışınızda özellikle ebeveynlere bir şey olacak korkusu, onlara zarar gelecek korkusu bunu işaret ediyor. Bu bir kaygı durumu ve daha çok çocukluk zamanında öğrenilmiş olabilir. Bir uzman ile çalışarak bu durumun üstesinden gelebilirsiniz.
Bazı insanlar basit bir nedenden bile çok kolay ve çok yüksek düzeyde etkilenebilir. Bu etkilenme duygusal durumunu ve günlük yaşamını da olumsuz etkileyebilir. Bu durum daha çok kişilik özellikleriyle ilgilidir. İlk cümlenizde yazdığınız yakınmalarınız ise, daha çok sosyal fobiye uyan belirtilerdir. Sosyal fobi de insanın işlevselliğini bozabilir. Bu nedenle durumunuzun değerlendirilmesi ve çözüm bulunması için bir uzman psikologdan yardım alabilirsiniz.
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim