İnsan bazen en çok ihtiyaç duyduğu şeyden korkar.
Bu ilk bakışta anlaşılması zor bir çelişkidir. Çünkü sevgi güven vermeli, yakınlık insanı sakinleştirmelidir. Ama bazı insanlar için yakınlık tam tersine içeride eski bir alarmı çalıştırır.
Korkulu bağlanma tam da böyle bir yerde başlar.
İnsan sevilmek ister.
Anlaşılmak ister.
Birinin yanında kendisi olabilmek ister.
Fakat bunları gerçekten bulmaya başladığında, içindeki başka bir ses yavaşça ayağa kalkar.
Çünkü zihni, sevgiyi huzurla değil, kaybetme ihtimaliyle birlikte öğrenmiştir.
Yakınlık arttıkça, kaybetme ihtimali de büyür.
Bağ derinleştikçe, incinme ihtimali de gerçek olur.
Bu yüzden korkulu bağlanma yaşayan biri ilişkiden kaçtığı için değil, ilişki onun için fazla anlamlı olduğu için geri çekilir.
Dışarıdan bakıldığında bu anlaşılmaz görünür.
Bir gün bütün sevgisiyle yanınızdadır.
Ertesi gün sessizleşir.
Sonra yeniden yaklaşır.
Sonra tekrar uzaklaşır.
Sanki aynı anda hem size doğru yürüyordur hem de sizden kaçıyordur.
Çünkü içeride iki ihtiyaç aynı anda yaşar.
"Beni bırakma."
"Ama bana bu kadar yaklaşma."
İnsan ruhu bazen aynı anda iki zıt duyguyu taşıyabilir.
Sevilmek ister.
Ama sevildiğinde rahatlayamaz.
Çünkü güvenmeye başladığı anda kaybetmenin de mümkün olduğunu hisseder.
İşte bu yüzden korkulu bağlanma yaşayan insanlar çoğu zaman ilişkilerini değil, belirsizliği yönetmeye çalışırlar.
Sürekli karşı tarafın ses tonunu dinlerler.
Mesajların süresini hesaplarlar.
Bakışların anlamını çözmeye çalışırlar.
Çünkü içeride yıllardır cevabı bekleyen tek bir soru vardır:
"Bu kez de gidecek misin?"
Bu soru yalnızca bugünkü ilişkiye ait değildir.
Çoğu zaman geçmişten bugüne taşınmıştır.
İnsan çocukken sevgiyle birlikte belirsizliği de öğrenmişse, yetişkin olduğunda güven onun için doğal bir duygu olmaz.
Önce ihtimalleri düşünür.
Sonra kendini korumaya çalışır.
Sonra da en çok istediği yakınlığı, kendi elleriyle zorlaştırabilir.
Bu yüzden korkulu bağlanmayı yaşayan biri çoğu zaman sevgisiz değildir.
Tam tersine, sevgiye herkesten daha fazla ihtiyaç duyar.
Ama ihtiyacı büyüdükçe korkusu da büyür.
Çünkü bazı insanlar için en büyük acı yalnız kalmak değildir.
En büyük acı, güvendikten sonra yeniden yalnız kalmaktır.
Belki de bu yüzden korkulu bağlanmanın sessiz cümlesi hep aynıdır:
"Sana çok ihtiyacım var... ama sana güvenirsem canım yanabilir."
Ömer Kurt
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim