Bazı insanlar için “terk edilme ihtimali” bir ayrılık değil, adeta bir ölüm gibidir.
Bu abartılı bir tepki değildir; sinir sistemi gerçek bir tehditle karşılaşmış gibi alarm verir. Çünkü borderline kişilik örüntüsünde terk edilmek, geçmişte yaşanmış duygusal açlığın yeniden canlanmasıdır.
Borderline birey, erken yaşantılarında çoğu kez terk edilmiş, ihmal edilmiş ya da duygusal olarak görülmemiştir. Bu yüzden bir ilişkide en ufak bir belirsizlik – geç cevap, soğuk bir bakış, kısa bir mesaj – sinir sistemi için "tehlike" sinyalidir.
Beyin, terk edilme ihtimalini bir felaket gibi algılar: “Yine yalnız kalacağım. Yine sevilemeyeceğim. Yine yetersizim.”
Evet.
Saldırganlık, çoğu zaman “gitme!” demenin başka bir biçimidir.
Ama bu, sözle değil; suçlamayla, kırıcı sözlerle, öfkeyle ifade bulur.
Çünkü kişi içten içe der ki:
“Eğer seni suçlarsam, beni bırakmak isteyemezsin. Eğer seni öfkelendirirsem, belki ilgini çekerim. Belki biraz daha kalırsın.”
Hayır.
Bu sevgiye aç bir çocuğun, sevilmemekle başa çıkamayan tarafının çığlığıdır.
Olgun bir bireyin değil, yara almış bir geçmişin tekrar eden senaryosudur.
Ama bu senaryoyu fark etmek mümkündür.
Ve psikoterapi, bu farkındalıkla başlar.
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim