Bu yazı bir teoriden değil, içini bastırıp ilişkisine döken bir ruhun hikâyesinden doğdu.
Bu yazı bir “makale” değil; bir aynaya bakmak gibi.
Ve siz o aynada belki bir parça kendinizi göreceksiniz.
İlişkide hep bir yanınız fazla tutunuyorsa, hep “ya giderse?” diye içinizi kemiriyorsa, bu yazıyı sizin için yazdım.
Ben burada sadece bir psikolog değilim; sizi anlamaya çalışan bir insanım.
Sizin kadar yorulmuş, sizin kadar düşünmüş biri…
Bağımlı kişilik dediğimiz şey bazen çok teknik bir terim gibi geliyor.
Ama benim gözümde bu terim, çok tanıdık bir hissin adı:
“Beni sevsin diye kendimi unuttum.”
Kimi zaman sessiz kalırsınız, kimi zaman fazla verirsiniz, kimi zaman "sadece onunla varım" dersiniz.
Ama içinizde bir boşluk kalır. Çünkü gerçek olan siz değil, sevilsin diye şekillenen bir versiyonunuzdur.
Bazı insanlar yalnızlığı çok farklı yaşar.
Kimsesizlik değil bu, yokluk hissi.
Sanki biri sizi bırakınca sadece biri gitmez, siz de eksilirsiniz.
Ben terapi odasında çok kez duydum bu cümleyi:
“Onsuz kimim bilmiyorum.”
“O gittiğinde içimde bir yer çöküyor.”
“Ne sevdiğimi bile bilmiyorum, onun sevdiği her şey bendim sanki.”
Bu cümleleri duyduğumda anlıyorum ki, bu kişiler sevgili aramıyor.
Kendilerinde olmayan bir şeyi dışarıda arıyor.
Bir gün çok mutlusunuz, ertesi gün her şey mahvolmuş gibi.
Sadece bir mesaj, bir bakış, bir sessizlik...
İçinizde koskoca anlamlar yaratıyor.
Neden mi?
Çünkü sevgiye olan ihtiyacınız, sevginin kendisinden daha büyük.
Sevgi bir ihtiyaçtan fazlası olduğunda, onu kaybetmek ölüm gibi gelir.
Oysa sevgi... kalbimizde yer etmeli, kalbimizin yerine geçmemeli.
Bir danışanım şöyle demişti (adı diyelim Sara):
“Ben her şeyi yapıyorum, her şeyi... Ama bazen içimden geçiyor, ‘Beni böyle mi sevecek?’ diye.”
Bağımlı kişiler çok verir.
Hatta o kadar verirler ki, kendilerinden geriye pek bir şey kalmaz.
Ve bir gün partnerleri giderse, sadece biri gitmemiş olur;
Kendilerini de alıp götürürler.
Değişim, “Ben kalsam da o gitse” diyebildiğiniz yerde başlar.
Bu kolay değildir, ama mümkündür.
Terapide önce kendinizi duymayı öğrenirsiniz.
İsteklerinizi, öfkenizi, sevginizi...
Hepsi yavaş yavaş ses bulur.
Ve o ses, bir gün size şunu fısıldar:
“Ben, kendimle de tamamım.”
İlişki içinde kendinizi kaybettiyseniz, sorun sevginizde değil.
Sorun, sevgiye yüklediğiniz anlamda olabilir.
Birinin gidişi sizi yok etmemeli.
Çünkü siz, bir ilişkiden ibaret değilsiniz.
Siz; geçmişiyle, yaralarıyla, ihtiyaçlarıyla var olan birisiniz.
Ve en güzel ilişki, kendinizle olan bağınızı yitirmeden kurduğunuz bağdır.
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim