Ertesi gün ise değersiz, terk edilmiş ve yok olmaya mahkûm…
Sınırda kişilik yapısı (Borderline), bir insanın kendi benliğiyle savaşına dönüşebilecek kadar şiddetli bir duygusal iniş çıkış halidir. Onlar, bağlanmaya karşı konulmaz bir arzu duyarlar ama aynı zamanda her an terk edilme ihtimaliyle sarsılırlar. Duygularını kontrol edemez, düşüncelerini sakinleştiremez, dünyaya tutunacak bir yer ararlar ama asla gerçekten ait hissetmezler.
Ve belki de en önemlisi: Sevilmeye delicesine muhtaçken, sevildiğine asla inanamazlar.
Bu yazıda, bir borderline bireyin iç dünyasına yakından bakacağız. Onu yalnızca dışarıdan gözlemleyerek değil, onun zihninde dolaşarak anlamaya çalışacağız.
Isabella, dünyaya fırlatılmış gibi hisseden bir kadın. Hızlı konuşuyor, gözleri parlıyor, kahkahalar atıyor. Ama birkaç dakika sonra gözleri boşluğa dalıyor, içi sıkışıyor, nefes alamaz hale geliyor.
Oturduğu kafede, elindeki kahveyi sıkıyor. Telefonuna bakıyor, mesaj bekliyor.
Ve işte o an geliyor. Sessizlik.
Sevdiği adamın, onu sevdiğini söyleyen adamın, hayatını onsuz geçiremeyeceğini söyleyen adamın mesajı gelmiyor.
Ve bu sessizlik, Isabella için yalnızca birkaç dakikalık bir gecikme değil.
Bu, terk edilmenin sessizliğidir.
Bir an önce kanıt bulması gerekir. Telefonu eline alıyor ve defalarca mesaj atıyor:
Saatler geçtikçe, öfkesi büyüyor. Çığlık atmak istiyor, ağlamak istiyor, dünyayı paramparça etmek istiyor.
Sonra bir mesaj geliyor:
"Özür dilerim, işim vardı. Yoğundum."
İşte o an, bütün dünya bulanıklaşıyor.
Ona sarılmak istiyor, sevdiğini söylemek istiyor. Ama içindeki öfke susmuyor:
Ve birkaç dakika sonra, onu hayatındaki en kötü insan ilan ediyor.
Isabella için, sevgi bir varlık-yokluk meselesidir. Sevildiğini hissettiği an dünyanın en mutlu insanı olabilirken, sevgiye dair en ufak bir belirsizlik bile onu uçurumun kenarına sürükleyebilir.
Çünkü onun dünyasında, insanlar ya tamamen iyi ya da tamamen kötüdür.
Borderline kişilik yapısını anlamak için Freud ve Melanie Klein’ın çalışmalarına bakmak gerekir.
Klein, bebeğin dünyayı "iyi" ve "kötü" olarak ikiye böldüğünü söyler. Bebek, annesini bazen sevgi dolu, bazen ise düşmanca bir figür olarak algılar.
Ancak gelişim sürecinde, bu iki kutup birleşir ve kişi, sevdiği birinin hem iyi hem de kötü yönleri olabileceğini kabul etmeyi öğrenir.
Borderline bireylerde ise bu süreç tamamlanmamıştır.
Bir gün seni yüceltebilirler, hayatlarındaki en özel insan olduğuna inanabilirler. Ama ertesi gün, en ufak bir ihmale bile tahammül edemezler. Sevgi, ya kusursuzdur ya da ihanetle doludur.
Bu yüzden, bir borderline bireyin zihni, daima "bırakılacağım" paniğiyle çalkalanır.
Şema Terapi’ye göre, borderline bireylerin yaşadığı duygusal dalgalanmalar, çocukluk döneminde oluşan temel şemaların sonucudur.
Isabella’nın içinde, iki baskın şema vardır:
1️⃣ Terk Edilme Şeması:
2️⃣ Duygusal Yoksunluk Şeması:
Bu iki şema birleştiğinde, borderline birey sürekli duygusal tetiklenme halinde yaşar. En küçük ihmal bile, geçmişin terk edilme yaralarını yeniden açar.
Şema Terapi’nin amacı, kişinin içindeki "yaralı çocuk" tarafını iyileştirmektir.
???? Öncelikle, kişi "Ben böyle doğmadım, bu duygular geçmişte yaşadığım deneyimlerin sonucu" demeyi öğrenir.
???? İkinci adımda, güvenli bağlanma kuracağı bir terapi ortamı yaratılır. Çünkü borderline bireyler ancak güvenli bir ilişkide iyileşebilirler.
???? Üçüncü adımda, kişinin duygularını düzenlemeyi öğrenmesi sağlanır. Özellikle tetiklendiği anlarda, duygularını kontrol edebileceğini öğrenmesi kritik bir adımdır.
Şema Terapi, "sevgi yetmez, doğru bağlanma gerekir" prensibi üzerine kurulu bir yaklaşımdır.
Bu yüzden, borderline kişiliğin tedavisinde en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilir.
Isabella’nın hikayesi, yalnızca bir kişinin hikayesi değil.
Sevgi ve terk edilme korkusunun pençesinde sıkışıp kalan herkesin hikayesi.
Bir borderline birey için asıl mesele, sevgiye ulaşmak değil, o sevginin içinde kaybolmamak.
Ve belki de en önemli soru:
"Ben, gerçekten kimim?"
Çünkü asıl dönüşüm, başkalarına değil, kendi içine döndüğünde başlar.
Psikolog Ömer Kurt
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim