BongJoon-ho'nun 2019 yapımı Parazit filmi, sınıf ayrımını ve toplumsal adaletsizliği
etkileyici bir şekilde ele alır. Psikanalitik açıdan incelendiğinde, film
Freud, Jung ve Lacan'ın teorileriyle örtüşen derinlikli semboller ve temalar
barındırır. Bu incelemede, bu teoriler ışığında belirli sahneler üzerinden bir
çözümleme yapacağız.
Kim Ki-taek (Baba): İşsiz, umutsuz ve ailesine bakmakta zorlanan bir baba. Onun durumu,
toplumun alt sınıfında yer alan ve ekonomik zorluklarla mücadele eden
bireylerin çaresizliğini temsil eder. Bodrum katında yaşadıkları, toplumun alt
tabakasına sıkışmışlığın bir metaforudur.
Kim Chung-sook (Anne): Ailesinin ayakta kalması için her türlü işe girip çıkan, güçlü ama aynı
zamanda yorgun bir anne figürü. Onun fedakarlıkları, alt sınıfın hayatta kalma
mücadelesini ve dayanıklılığını simgeler.
Kim Ki-woo (Oğul): Üniversiteye gidememiş ama zeki ve hırslı bir genç. Kendisini Park
ailesinin yanında İngilizce öğretmeni olarak tanıtırken, toplumsal merdiveni
tırmanma arzusunu ve alt sınıfın sosyal mobilite hayalini temsil eder.
Kim Ki-jung (Kız): Sanat becerileri ve zekasıyla dikkat çeken, kurnaz ve yaratıcı bir genç
kadın. Park ailesinin çocuklarına sanat terapisti olarak tanıtıldığında, alt
sınıfın kaynak yetersizliğine rağmen sahip olduğu yetenekleri ve yaratıcılığı
simgeler.
Park Dong-ik (Baba): Zengin ve başarılı bir işadamı. Onun karakteri, üst sınıfın soğuk,
mesafeli ve genellikle alt sınıfa karşı empati yoksunu tavrını temsil eder. Kim
ailesinin kokusuna duyduğu rahatsızlık, üst sınıfın bilinçdışı önyargılarını ve
sosyal mesafeyi simgeler.
Park Yeon-kyo (Anne): Naif ve biraz saf, zengin bir hayat süren ev hanımı. Onun karakteri, üst
sınıfın gerçek hayattan kopukluğunu ve maddi refahın getirdiği korunmuşluğu
temsil eder.
Park Da-hye (Kız): Zengin bir yaşamın içinde büyümüş, ayrıcalıklı bir genç kız. Ki-woo'ya
olan ilgisi, farklı sosyal sınıflar arasındaki çekimi ve çatışmayı yansıtır.
Park Da-song (Oğul): Yaratıcı ve hayal gücü geniş bir çocuk, ama aynı zamanda travma geçirmiş
biri. Onun karakteri, zenginliğin çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi
üzerindeki karmaşık etkilerini simgeler.
Bodrum Katı: Filmin merkezinde yer alan bodrum katı, Freud’un bilinçdışı kavramının
somut bir temsili olarak değerlendirilebilir. Park ailesinin evinde saklanan
eski hizmetçi Moon-gwang ve kocası Geun-sae, bilinçaltında bastırılmış ve
saklanmış gerçekleri temsil eder. Bu karakterler, yüzeydeki lüks ve düzenin
altında yatan kaos ve gizli tehlikeleri simgeler.
Analiz: Freud’a göre, bilinçdışı, bastırılmış arzular ve travmaların saklandığı
yerdir. Bodrum katı, bu saklı dünyayı simgeler. Moon-gwang ve kocasının
varlığı, Park ailesinin bilinçli dünyasında görmezden gelinen ve bastırılan
sınıfsal farkındalıkları ve korkuları temsil eder. Bodrumun keşfi, bu
bastırılmış gerçekliklerin yüzeye çıkışını ve yüzleşmeyi simgeler.
Gölge Arketipi: Jung’un teorisine göre, bireyin bilinçli benliği tarafından kabul
edilmeyen, karanlık ve bastırılmış yönleri gölge olarak tanımlanır. Park
ailesinin Kim ailesinin kokusunu fark etmesi ve bu kokudan rahatsız olmaları,
bilinçaltındaki sınıfsal ayrım ve önyargıların bir yansımasıdır. Bu koku,
Jung’un gölge arketipine uygun olarak, bilinçli olarak kabul edilmeyen ve
bastırılan sınıfsal farkındalık ve önyargıların yüzeye çıkışını simgeler.
Analiz: Jung’a göre gölge, bilinçli zihnin reddettiği ve bastırdığı karanlık
yönleri içerir. Park ailesinin Kim ailesinin kokusuna verdiği tepki, bu
bastırılmış gölgenin bir yansımasıdır. Park ailesi, bilinçli olarak Kim
ailesini kabul etmeye çalışsa da, bilinçdışındaki önyargılar ve sınıfsal ayrım,
kokuyla simgelenen bir şekilde yüzeye çıkar. Bu durum, üst sınıfın alt sınıfa
karşı duyduğu derin, bastırılmış önyargı ve korkuları temsil eder.
Banyo Sahnesi: Kim ailesinin bodrum katında saklanırken Park ailesinin mahrem anlarına
tanıklık etmesi, onların yüzeydeki kimliklerinin ardındaki karanlık ve
bastırılmış yönleri açığa çıkarır. Bu sahne, her iki ailenin de kendi
gölgeleriyle yüzleşmek zorunda olduğunu gösterir.
Analiz: Bu sahne, bilinçaltının yüzeye çıkışının ve bastırılmış duyguların ortaya
çıkışının güçlü bir simgesidir. Park ailesinin mahrem anlarına tanıklık eden
Kim ailesi, onların gölgelerini ve bilinçdışındaki karanlık yönlerini görür.
Bu, Jung’un gölge arketipine uygun olarak, bastırılmış yönlerin bir gün mutlaka
ortaya çıkacağını gösterir.
Ayna Evresi: Lacan’a göre bireylerin benlik algısı, ötekilerle olan ilişkiler üzerinden
şekillenir. Kim ailesi, Park ailesinin yaşam tarzını ve sahip olduğu olanakları
arzulayarak, kendilerini onların yerine koyar. Bu, Lacan’ın ayna evresi
teorisiyle örtüşür; Kim ailesi, Park ailesinin yerine geçme çabalarıyla kendi
benliklerini ve değerlerini yeniden tanımlama girişiminde bulunur.
Analiz: Lacan’ın ayna evresi, bireyin kendini başkalarının gözünden görme ve
benlik algısını bu yolla oluşturma sürecini ifade eder. Kim ailesi, Park
ailesinin yaşam tarzını ve statüsünü arzulayarak, kendilerini onların yerine
koyar ve kendi benliklerini bu idealize edilmiş görüntü üzerinden tanımlar. Bu
durum, Kim ailesinin sürekli olarak Park ailesinin yerine geçme çabalarıyla,
kendi eksikliklerini tamamlama arzusunu yansıtır.
Arzu Nesnesi: Park ailesinin sahip olduğu lüks ve konfor, Kim ailesi için Lacan’ın “küçük
a” nesnesini temsil eder. Bu, sürekli bir arzu ve eksiklik duygusunu besler.
Kim ailesinin Park ailesinin evine ilk girdikleri andaki tepkileri, bu durumu
açıkça gösterir.
Analiz: Lacan’a göre, “küçük a” nesnesi, bireyin sürekli arzuladığı ancak asla tam
anlamıyla ulaşamayacağı bir eksiklik duygusunu temsil eder. Kim ailesi için
Park ailesinin lüks yaşamı, bu eksiklik duygusunu besleyen bir arzu nesnesidir.
Bu arzu, Kim ailesinin sürekli olarak Park ailesinin yerine geçme ve onların
yaşam tarzını elde etme çabalarında kendini gösterir.
Bilinçdışının Yüzeye Çıkışı: Kim ailesinin yaşadığı mahallenin sular altında kalması, bastırılmış
gerçeklerin ve bilinçdışının yüzeye çıkışını sembolize eder. Bu sahneler,
sınıfsal farkların doğal afetler karşısında nasıl belirginleştiğini ve
toplumsal adaletsizliğin derinliklerini gözler önüne serer.
Analiz: Yağmur ve sel sahneleri, bilinçdışındaki kaosun ve bastırılmış duyguların
kontrol edilemez bir şekilde yüzeye çıkışını temsil eder. Bu sahneler, aynı
zamanda sınıfsal farkların ve toplumsal adaletsizliğin doğal afetler karşısında
daha da belirginleştiğini gösterir. Sel, Kim ailesinin kırılgan yaşam
koşullarını ve sınıfsal eşitsizliğin derinliklerini açığa çıkarır.
Bilinç ve Bilinçdışı Arasındaki Çatışma: Filmin finalinde, Mr. Park'ın Kim Ki-taek’in kokusuna tepki göstermesi ve ardından gelen şiddet patlaması, bilinçdışının kontrol edilemez hale gelerek bilinci ele geçirmesini temsil eder. Bu, sınıfsal öfkenin patlaması ve bastırılmış duyguların şiddetle dışa vurulması olarak yorumlanabilir.
Analiz: Final sahnesi, bilinçdışının kontrol edilemez hale gelerek bilinci ele geçirdiği ve sınıfsal öfkenin patladığı anı temsil eder. Mr. Park'ın Kim Ki-taek’in kokusuna verdiği tepki, bilinçdışındaki sınıfsal önyargıların bir yansımasıdır. Bu tepki, Kim Ki-taek’in şiddetle karşılık vermesine neden olur ve bastırılmış duyguların şiddetle dışa vurulmasını simgeler.
Parazit filmi, psikanalitik perspektiften derinlemesine incelendiğinde, sınıf çatışması, bilinçdışı arzular ve bastırılmış duyguların çarpıcı bir şekilde işlendiği görülür. Freud, Jung ve Lacan’ın teorileriyle yapılan bu analiz, filmin alt metinlerini ve karakterlerin psikolojik derinliklerini daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Film, sınıfsal çatışmaların ve bireylerin içsel dünyalarının karmaşıklığını etkileyici bir şekilde gözler önüne serer. Bu derinlemesine çözümleme, filmdeki sembollerin ve temaların psikanalitik bir yaklaşımla nasıl yorumlanabileceğini gösterir.
Copyright © 2024 Uzman Klinik Psikolog Ömer Kurt
YRC Bilişim